Bencil Gen ve Korteks : “Bir Bağımlılık Hikayesi”

Hikayede Kim Kimdir? Dr.Dorlat Korte : Dorsolateral Prefrontal Korteks (Beyin) , Nernal Apsul Dağları : İnternal Kapsül, Medülar : Medulla Oblongata ,Jurek Cor : Kalp, Karaç Hepar : Karaciğer, Akçerek Pulmo : Akciğer, Peprek Ren : Böbrek, Urtra : Ureter, Teşkilat-ı MahKubben :  Ventral Tegmental Alan, Hürkuşçu : Nucleus Accumbens, Genom : Genetik Kod

___________________________________________________________________________________________

BENCİL GEN ve KORTEKS I  –   Bir Bağımlılık Hikayesi

Başbakan Dr. Dorlat P. Korte, bir tatil günü yatağından kalktı. Gözlerini açtı. Bütün gece kabus  görmüştü.Neden acaba diye düşündü. Banyoya gitti. Aynaya baktı. Yüzünü yıkadı. Aynaya yeniden baktı.  Kendini tanıyamadı. Neler neler beklediği hayattan hiçbir beklediğini bulamadığını düşündü. Başını öne eğdi. Diş fırçasına uzandı. Diş fırçasını lavaboya düşürdü.Sinirlendi, diş fırçasını lavabodan almadı, aynaya son kez baktı ve banyodan dışarı çıktı. Merdivene doğru yürüdü, aşağı doğru seslendi. “Medülar, uyandım, kahve lütfen !”

Dr. Korte biyofizik eğitimi almıştı. Çok istemesine rağmen çocuğu olmamıştı. Hayatının çok uzun bir bölümünü yalnız geçirmişti.  Camdan dışarı bakarken bir anda  yardımıcısı Medülar’ın sesiyle irkildi. “ Kahveniz efendim, her zamankinden, şekersiz  duble Türk kahvesi”.

Kahveden bir yudum aldı.  Nernal Apsul dağlarına bakan salon camından dışarıya baktı. Ne kadar uzun süredir  kendisine zaman ayıramamıştı. İçinden “Bugün yaşadığımı yeniden hissedeceğim” dedi.

Dr. Korte kahvesinin son yudumunda hayallere dalmışken zil çaldı.

____._____

Jurek Cor, “Davetsiz ziyaretimi mazur görün, efendim” dedi. Korte, nazik bir adamdı. Ziyaretten çok canı sıkılmıştı ama nezaketini  bozmadı.

“Rica ederim efendim, buyrun salona geçelim.”

Bayan Cor ve Dr. Korte,   Nernal Apsul dağları sırtlarına bakan büyük salonda karşı karşıya oturdular. Şömine alev alev yanıyordu. Jurek Cor, ülkedeki  5 bakan arasındaki  tek kadın bakandı, bazılarına göre ülkedeki en güçlü kadındı.

Bayan Cor camdan dışarı bakarak konuşmaya başladı.

“Efendim, özür dilerim ama , gidişattan memnun değiliz.  Sizi tatil gününüzde rahatsız ediyorum ama durum ciddidir. Bakan arkadaşlarımdan “yaşamın devamı” oylamasında veto hakkını kullanmayı düşünenler vardır. Bunu söylemem lazımdır”

Dr. Korte,  ayağa kalktı. Cama doğru yürüdü.  Başını bakana doğru çevirdi ve “Kimdir onlar?” diye sordu.

Bayan Cor da ayağa kalktı. “Sizce önemi var mı” diyerek Dr.Korte’nin yanına doğru yaklaştı.

Korte’nin canı pek sıkılmıştı. Gün nasıl başlarsa öyle gider diye düşündü. Bayan Cor’un gözlerinin içine bakarak ağzına geleni söylemeye başladı.

“Kabul edilemez bu, kabul edilemez. Kaç defa konuştuk, bu konu kapandı, yapamazlar, yapamazlar !”

Cor  : “Efendim, rahatsızlık var, giderilemiyor, sizin kararlarınızla ilgili biliyorsunuz…”

Korte : “Ne demek bu?”

Cor: “Biliyorsunuz Sayın Başbakan, lütfen.”

Korte : “Hayır efendim, ne demek, neyi biliyormuşum,  bakanlar kurulunda değiliz  rica ederim, bırakın bunları, şeffaf olalım.”

Cor: “Kararlarınız bizim konuştuğumuz gibi çıkmıyor biliyorsunuz.”

Korte : “Nedir onlar efendim?”

Cor:  “Doktor Korte, MahKubben ile olan bağlantınız herkesçe biliniyor artık.”

_____._____

“Teşkilat-ı MahKubben” ülkedeki en şaibeli oluşumdu. Kararların sözde “bütçeye uygunluğunu “ denetleyen,  ülke bütçesi ile ilgili son söz sahibi olan,bazılarınca güçleri nereden menkul bilinmeyen, birkaç karanlık kişiden oluşan bir “danışma kurulu” idi. Yasalara göre Başbakan ve Bakanlar Kurulu’ndan bağımsızdı, ülke yönetiminde direk yetkileri yoktu ancak esas görevi olan bütçeyi veto etme, bütçede değişiklikler önerme gibi görevlerinin dışında bakanlar kurulu kararlarına değişiklik önerme, bu kararların bütçeye etki edebilecek bazılarını veto etme, ordu üst yönetiminde temsilci bulundurma  gibi çok güçlü özel yetkileri vardı.  MahKubben kurulu başkanı  Hürkuşçu  ile Başbakanın ilişkisi son zamanlarda dillere pelesenk olmuştu.

_____.______

Korte: “Lütfen, hanımefendi, bu ülkede herkes elinden geleni yapıyor. Herkes yetkilerini kullanıyor. Hürkuşçu’dan bahsediyorsanız, kendisiyle basında bahsediliği şekilde bir yakınlığım yoktur, olmamıştır. Kendileriyle olağan toplantılar dışında bir görüşmem dahi yoktur.  ”

Cor: “Efendim, yolun sonuna geliyoruz. Konuşacağınız yer burasıdır, daha önce değişik şekillerde söylemeye çalıştık.  Açıkça söylüyorum, Mahkubben’in feshedilmesi ve kontrolündeki dopamin kaynaklarının kamulaştırılması şarttır, kaçınılmazdır. ”

Korte: “Ne münasebet efendim, Mahkubben devletin meşru bir organıdır. Kontrol ettiği kaynaklar zaten kamunundur, kamunun olanı kamulaştıracak değiliz!”

Cor : “Mahkubben meşruiyetini çoktan kaybetmiştir.Yetkilerini kötüye kullanmaktadır. Halkın dopamine ulaşmasını kontrol edebilen tek kurul haline gelmiştir, yetkilerinin dengesiz olduğunu, dahası, örtülü bazı yetkilerinin kabul edilemez olduğunu size defalarca söyledik, yasa değişiklikleri için inisiyatif gösteremediniz. Bu inisiyatifi göstermek bir yana dursun, siz bu kurulun başkanı ve üyelleri ile basında boy göstermekten bile çekinmiyorsunuz. ”

Korte : “Yasalara karşı gelemem, Demokrasi güçler dengesidir.”

Cor: “Sizden yasalara karşı gelmenizi isteyen yok Sayın Korte, yasaları ve demokrasiyi korumanızı istiyoruz. Halk rahatsız, Ordu rahatsız, sizin dışınızdaki 4 bakan rahatsız, kol kola gezdiğiniz Hürkuşçu, bazı özel yetkilerini kullanarak dopamin dağıtım onayını keyfine göre onaylamaktayken, siz, görevinizi yapıyor musunuz?”

Korte : “Sözlerinize dikkat ediniz. Hürkuşçu, devletin bir organının başıdır. MahKubben 8 kişiden oluşmaktadır ve Hürkuşçu tek başına onay veremez, iyi biliyorsunuz.”

Cor: “Size haksız dopamin sağladığı konuşuluyor.”

Korte: “Ne, ne ! Bunu hakaret olarak kabul ederim. Benim maaşımca devletten aldığım dopamin dışında aldığım bir mikrogram dopamin yoktur. Neye dayanarak bunu söyleyebiliyorsunuz !”

Cor: “Sayın Başbakan, ben de merak ediyorum bunu size nasıl söyleyebiliyorum. Tüm ülkenin konuştuklarını size söylediğimi hatırlatırım. Belki o zaman durumun vehametini anlarsınız”

Dorlat Korte, şömineye doğru ilerledi.  Ateşe bakarak çömeldi. İçinden “Keşke MahKubben’i feshetmek ile iş bitseydi” diye kendi kendine mırıldandı.

Cor: “Efendim?”

Korte: “Sayın Cor, tatil günü buraya kadar yorulmuşsunuz, ayağınıza sağlık. Cesaretimi bağışlayın ama anlaşılan o ki, birilerinin bir takım kuruntularına alet olmaktasınız. Sizden ricam lütfen bu güzel günün kıymetini biliniz ve evinize gidiniz, sizinle bu koşullarda daha fazla tartışmak istemem. Bakanlar kurulunda görüşmemiz daha uygun olur.”

Jurek Cor, hızla kapıya doğru ilerledi, kapıyı çarparak çıktı.

 

_____.______

Dr. Korte,  hızlı adımlarla çalışma odasına ilerledi. Küçük masasının bir ucunda duran telefona uzandı. Sekreterine “Bay Hürkuşçu’yu bağlayabilir misin” dedi. Telefonu kapattı. Çekmeceyi açtı, üstünde “katkısız dopamin” yazılı küçük bir kutunun içine dizilmiş küçük mavi haplardan bir tanesini ağzına attı, biraz zorlanarak yuttu. Telefon çaldı :

Korte: “Efendim”

Hürkuşçu : “Pazar günü bu saatte, ne var?”

Korte: “ Az önce Cor burdaydı. Çok bastırıyorlar.  Beni arada bırakıyorsun,  sürekli ortalıkta konuşuyorsun.”

Hürkuşçu : “Sana daha önce de söyledim, görüşmemiz şart değil. Dopaminini  başka şekilde ulaştırırım, sesini kesersin.”

Korte: “Bana bak, ben bu ülkenin başbakanıyım.  Köpeğe kemik mi atıyorsun haddini bilmez ! ”

Hürkuşçu : “Doğru söyledin, sen bu ülkenin sadece başbakanısın”

Korte: “Seni ve kurulunu  feshedebilirim. Bana bunu yaptırma !”

Hürkuşçu : “Yap, yapabiliyorsan…”

Korte:”Neden bu noktaya getirdin, neden isteklerin hiç bitmedi. Her istediğini yapmadım mı? Neden yavaş gitmiyorsun, neden?”

Hurküşçu : “Dorlat, herkes görevini yapıyor, değil mi dostum ! Hepimiz emir kuluyuz !”

Korte: “Ha, sen de emir kulusun yani…Ne demek bu! Bırak bu işleri ! Keyfinin mi kulusun sen?

Hürkuşçu : “Bak kardeşim, var mı başka diyeceğin?”

Korte: “Bana bak, aç gözlü adam, beni çok zor durumda bırakıyorsun, bakanlarım ayaklandı, sonu yok bu işin, sürekli fazlasını istiyorsun, keyfi davranıyorsun ve çok yanlış yapıyorsun, ben bitersem sen de bitersin bunu biliyorsun!”

Korte: “Alo? Kapattı şerefsiz !”

Korte, ahizeyi masaya attı. Ayağa kalktı. Dişlerini gıcırtadarak hızla aşağıya indi. Kapıyı çarparak çıktı. Arabasına bindi. Hızlı bir şekilde uzaklaştı…

_______.________

Bakan Peprek Ren, hizmetliye seslendi: “Urtra, kapı çalıyor!”

Ren : “Urtra kapı çalıyor, Urtra!, nerde bu kadın yahu!’

Bay Ren, kapıya koştu.

Ren : “Dr.Korte !  Bu ne sürpriz, Pazar Pazar!”

Korte: “Girebilir miyim?”

Ren: “Tabii, girin, girin de,  Bay Hepar da burda, uygun mudur?”

Korte: “Ooo, ne Pazarmış be, güzel, güzel, girelim, gizli toplantılar falan.”

Ren:”Ne münasebet efendim, kahvaltı ediyorduk, buyrunuz…”

Korte hızla içeri girdi. Uzun bir koridordan geçerek muhteşem manzaralı bir balkona doğru ilerledi. Bakan  Karaç Hepar balkondaki büyük yuvarlak masada çayını yudumluyordu. Dorlat Korte’yi görür görmez hızla çayı masaya koydu ve ayağa kalktı.

Hepar: “Dr. Korte, bu ne şeref, buyrun efendim.”

Korte: “Bu sandalye boş mudur,”

Ren: “Tabii efendim. Buyrun.”

Hepar : “Efendim, onurlandırdınız bizi, uygun olduğunuzu bilsek mutlaka sizi de davet ederdik”

Ren : “Ne yer ne içersiniz efendim, hemen hazırlatalım”

Korte: “Zahmet etmeyiniz, konuşacaklarım var, buyrunuz oturunuz, Bay Ren”

Hepar: “Bir sorun mu var, efendim”

Korte: “Ne demek bir sorun mu var, kardeşim, Cor sabah evime geliyor, ağzına geleni söylüyor, kalkıp Ren’le görüşmeye geliyorum, sizi  burada görüyorum, hiç bir şey olmuyor kardeşim, hiçbir şey olmuyor, siz  çocuk mu kandırıyorsunuz Allah Aşkına!”

Ren: “Bay Korte, lütfen sakin olunuz, oturalım, konuşalım, neymiş sorun öğrenelim”

Hepar: “Dr. Korte, özür dileyerek, eğer MahKubben konusunu açacaksanız…İstirham ederim, burası yeri değildir. Ama fikrimi sorarsanız söylerim.”

Korte: “Nasıl da biliyorsunuz konuyu, şuraya bak, öyle ki olup bitenden bir benim haberim yok!”

Hepar : “Efendim, dopamin dağıtımı ile ilgili sıkıntıların olduğunu farkındayım. Sizin çabalarınızı da takdir ediyorum ancak sizin izninizle yapılan dengesiz alkol girişi konusunda çok rahatsızım, miktar son zamanlarda çok arttı, bakanlıktaki işlevler tehlikeli bir yola girdi.”

Korte : “Neymiş tehlikeli yola giren?”

Hepar : “Albumin ve Trombosit düşüşünü kontrol edemiyoruz. Alkol girişinin denetlenmesi gerekiyor”

Korte : “Keyfimizden alkol sokuyor değiliz, dopamin üretimi için MahKubben’in ihtiyacı var. Bana ne kadar rapor edilirse ben o kadara onay veriyorum.”

Hepar : “Dopamin ihtiyacını anlıyorum ancak MahKubben dopamin üretimini alkole bağımlı olarak devam ettiremez. Siz de daha fazla buna onay veremezsiniz.  “Yaşamın devamı” konusunda onayımızın gerekliliğini düşünürsek, ben zor durumdayım. Ayrıca aranızdaki ilişki rahatsız edici boyutlara ulaştı

Korte: “Yine aynı şey, pardon, ne ilişkisi?”

Hepar: “Hürkuşçu’nun neler söylediğini bilmiyor olabilir misiniz acaba? Boy boy gazetelerde, her gün. Dopaminin yetersizliğinden ve kemer sıkmaktan bahsediyor,  ve sizinle boy boy fotoğraflar, her gece, yemeklerde, ve tabii kaçak alkol girişi…”

Korte: “Beni  ne ile itham ettiğinizin farkında mısınız?”

Ren: “Ben cevap vereyim, Dr.Korte, evet farkındayız.”

Korte: “Ooo, siz de Ren, siz de…Peki anlaşıldı…Hep beraber oldunuz demek ki.”

Ren: “Efendim, biz ülke için kaygı duyuyoruz, siz halen derin bir inkar içindesiniz, size ne oldu?”

Korte: “Neyi inkar içindeyim acaba? Kanıtınız yok. Ben kimseye bağımlı değilim. Özgür irademle  varım. İstediğim an bırakırım”

Hepar: “Neyi bırakırsınız?”

Korte: “Çarpıtmayınız. Görevi de bırakırım, her şeyi de…Yani, herhangi bir şeyi bırakırım demek istemiyorum.Kimseye bağımlı değilim demek istiyorum.”

Ren: “Tabii canım, orasını anladık.”

Korte: “Saygısızlık bu ! Siz benimle nasıl böyle konuşursunuz? Başbakanım ben !”

Hepar : “Dr.Korte, lütfen sakin olunuz, hepimizin hedefi aynı. Ülkemizin durumu ve geleceği. Bay Ren’in de başka bir gayesi olduğunu düşünmüyorum. Aşırı hassas davranıyorsunuz.”

Korte, kızgın bir şekilde masadan kalktı. Kapıya doğru hızla yürüdü, ve  çıktı.

_______.________

Hürkuşçu, çalışma masasında duran telefona uzandı. Sekreterine seslendi : “Kızım, Hepar lütfen”

Hepar : “Efendim?”

Hürkuşçu : “Benim. Konuşmamız lazım”

Hepar : “Ben de seni arayacaktım. Bu hat güvenli mi?”

Hürkuşçu : “Her seferinde aynı soruyu soruyorsun. Dinleyen de benim, dinleten de benim, bu soruyu bana soruyorsun. Güvenlidir, Karaç’ım, sen rahat edesin.”

Hepar : “Bırak şimdi. Az önce burdaydı seninki. Bağırdı çağırdı gitti. Krize sürükleniyoruz, daha ne kadar devam edeceksin?”

Hürkuşçu: “Neye?”

Hepar: “Bana bak efendi, senin keyfine burda perişan oluyoruz, daha önce de söyledim, bu tempoya 6 ay devam ederim demiştim, sen yavaşlayacağına işi azıttın.  Baştan söyledim, dışardan gelen bu kaçak alkol girişine daha fazla dayanamayız. Başbakanı bağlamışsın sürekli alkol sokuyorsun. Dopamin üretimi  için başka yol bulacaksınız.  Ben Siroz’a gidiyorum. Haberin olsun. Başbakana da söyledim, yavaşlayacaksın, hepimiz aynı gemideyiz bunu da biliyorsun.”

Hürkuşçu, telefonu kapattı. Mutfağa gitti. Bir parça ekmek kesti, dolabı açtı, büyük parmesan peynirini çıkardı. Tezgaha koydu. Rafta duran büyük bıçakla iki parmak peynir kesti. Peyniri dolaba koydu. Mutfağın yanındaki küçük tahta kapıdan girdi, arkasından kapıyı kapattı ve kilitledi.

Hürkuşçu, merdivenlerden aşağıya indi.  Sağ eliyle duvara uzandı, ışığı yaktı. Yere doğru eğildi, tırnaklarıyla tahta zeminde ucu görünen kapağı kaldırdı. Tahta merdiveni indirdi, kendini aşağıya sarkıtıp kapağı yukarıdan kapattı. Karanlıktı. Merdivenin son basamağından ayağını yere uzattı, düşer gibi oldu, toparladı. Eliyle duvarda aranarak ışığı yaktı. Tozlu bir masa karşısında göründü. Masaya doğru ilerledi, eski sandalyeyi masaya doğru çekti ve oturdu. Masadaki tozlu telefonun ahizesini kaldırdı, üfleyerek telefonun tozunu temizledi.  Ahizeyi kulağına götürdü ve bekledi.

_______.________

Hürkuşçu : “Alo, Genom ile görüşecektim”

Ses: “Neden?”

Hürkuşçu : “Önemli !”

Ses: “Belirlenmiş zamanlar dışında sizinle görüşmüyor biliyorsunuz”

Hürkuşçu : “Biliyorum kardeşim, biliyorum. Önemli dedim”

Ses:  “Lütfen bekleyin”

_______.________

Genom : “Efendim?”

Hürkuşçu : “Sayın Genom, çok çok özür dilerim. Daha görüşmemize 2 yıl var biliyorum. Ancak çok önemli olmasa rahatsız etmezdim.”

Genom : “Konu nedir?”

Hürkuşçu : “Yaşamın devamı ile ilgili sıkıntılar var. Yönetimde kontrolümü kaybediyorum. Başbakan elimde, alkolü sokuyoruz, ama diğerleri ona karşı birleşiyorlar. Hepar ile sıkıntılar var özellikle.  Siroz ile tehdit etmese size bildirmezdim. Bu konuda yardım edebilir misiniz?

Genom:  “Haberim var. Takip ediyorum. Bilirubin , Albumin ve Trombosit durumları sirotik değil. ”

Hürkuşçu : “Blöf yapıyor yani”

Genom : “Evet. Ren, Cor, Pulmo’dan yana sorun olamaz biliyorsun. Bizi durduramazlar”

Hürkuşçu : “Hepar ne olacak peki?”

Genom :  “Çok sıkışırsak…”

Hürkuşçu : “Transplant ile tehdit ederiz?”

Genom : “Evet. Aday var mı?”

Hürkuşçu : “Bildiğim yok ama baktırırım. Genetik şifre lazım”

Genom :  “Şifreyi sana yollatırım. Benden haber bekle”

_______.________

Telefon deli gibi çalıyordu. Hepar koşa koşa odasına girdi. Kapıyı kapattı. Telefonu açtı.

Hepar : “Efendim, efendim!”

Hürkuşçu : “Karaç’ım, kızma, benim”

Hepar : “Oo, telefonları yüzüme kapatıp, bir de utanmadan geri arıyorsun”

Hürkuşçu : “Kısa keseceğim. Siroz ile ilgili…Blöf yapıyorsun bunu öğrendik. Ama diyelim ki siroz oldun, transplant adayı var, o da  bağlandı. Diyeceğim, Karaç’ım, ayağını denk al. Olan sana olur. “Yaşamın devamı” oylamasında “evet” diyeceksin. Hadi canım benim. İyi geceler”

_______.________

Dr. Dorlat Korte, şarabını yudumluyordu. Kadehi masaya koydu, dalgalanan şaraba baktı. “Şu Fransız şarapları ne kadar da güzel” dedi içinden.  Masanın diğer yanında duran telefon çaldı.

Korte : “Efendim?”

Hürkuşçu : “Benim”

Korte : “Hürkuşçu?”

Hürkuşçu : “Evet”

Korte : “Ne istiyorsun?”

Hürkuşçu : “Hepar, tamam.  Diğerleri de bu durumda direnemezler.  Sen de ağlama artık”.

Korte: “Naptın, yine herkesi satın mı aldın?”

Hürkuşçu : “Sen dopaminine bak kardeşim, sana ne!”

Korte : “Öyle olsun”

Hürkuşçu : “Gelecek Pazar günü gel bir kahvaltı edelim”.

Korte : “Türk beyaz peyniri var mı?”

Hürkuşçu: “Olmaz mı”

_______.________

Dr.Korte telefonu kapattı. Masada duran kadehi eline aldı. Salladı ve kadehi tepedeki ışığa doğru tuttu. Bir yudum aldı. Kadehi masaya koydu. Ayağa kalktı. Cama doğru yürüdü. Nernal Apsul dağlarının üzerinde batan güneşin kayboluşunu seyretti…

 

Devamı : Bencil Gen ve Korteks II 

 

Dr.Ulaş Mehmet Çamsarı                      – North Bethesda, Maryland, USA – 19 Mayıs 2012

6 Comments

 Add your comment
  1. Sevgili Ulaş,

    Neredeyse ezoterik vasıflı olan bu hikâye için tebrikler.
    Orbu’dan selâmlar.

    Orbu: Orbitomedial korteks.

  2. Teşkilatı kontrol eden ada yı ekleyelim derim (insula):)
    tebrikler tam nörohikaye olmuş
    N Tarhan

  3. tek kelime… tebrikler
    🙂

  4. Eline sağlık sevgili Ulaş, hikayen beni benden aldı.
    Devam edecek gibi bırakmışsın, heyecanla bekliyorum.
    Saygılar.

  5. dr.güler mocan-nöro-psikiyatrist

    öyküye bayıldım,ve sizde yalom uslubu gördüm, ne güzel, yazın lütfen devamını bekliyorum ,birşey aklımı kurcalıyor,neden freuda bu kadar kızgınsınız,sizin için O tarihi bir değer olmaktan öte sanki.anlatımlarınız bende bu hissi doğuruyor.sevgilerimle…

  6. Harika bir hikaye; tesekkurler.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

1 Trackback

  1. Bencil Gen ve Korteks – II (Pingback)