Eşcinsellik ve Psikiyatri üzerine

Eşcinsellik psikiyatrik olarak hastalık mıdır?

P: Biz öyle tarif etmiyoruz hekimler olarak.

Hastalık diyenler var ama?

P: Psikiyatride kesinlikle öyle tarif edilmez.

Bir zamanlar ediliyormuş. Okudum, araştırdım. Bence hiç şey yapma yani.

P: Ne yapmayayım?

Ne bileyim, geveleme diye baştan söyledim.

P: Bir zamanlar bozukluk olarak tasnif edildi ama. Açıklanabilir.

Açıkla o zaman. Bir zaman hastalık dediğinize nasıl sonra değil diyorsunuz. Psikiyatrist olarak bunu açıkla önce.

P: Tamam. Açıklarım. Bir defa hastalık deyimini kullanmayız, bozukluk deriz. Oradan başlayalım.

Ne farkı var?

P: Çok farkı var. Bozukluk dediğimiz bir durumdur, bir sendromdur, bize getirilen bir problemdir. Hastalık çok daha spesifik bir durumu işaret eder. Bak sen karaciğer doktorusun oradan gidelim. Karaciğer yetmezliği nedir?

Nedir?

P: Bir sendromdur. Yani, durumdur, nedeni ya da sonucu düşünülmez, ilk önce tespit edilir.

Devam edelim.

P: Edelim. Biz doktorlar neyiz? Bizler insan bedeninin mühendisleriyiz. Aynı makine mühendisi gibi, ya da araba tamircisi gibi. Bilimsel bilgiyi kullanırız ama asıl işimiz bilim yapmak değildir, bilimi kullanarak sorun çözmektir.

İşimiz nedir?

P: Sorun çözmektir. Bizler sorun çözeriz. Bozuk arabayı tamir ederiz. Ama o motoru yapan biz değilizdir, motoru anlamaya çalışanlarızdır. Soruna yönelik olarak. Motoru yapanı da tanımadığımız durumda, işimiz geriye mühendislik yapmak demek değil midir?

Geriye mühendislik?

P: “Reverse engineering”. Mesela havadan UFO düştü. Kimin yaptığını bilmiyorsun. O makine nasıl çözülür. Geriye mühendislik yapılır.

Makine anlaşılmaya çalışılır. Evet.

P: Şimdi gelelim karaciğer yetmezliğine. Nedeni nedir sen söyle.

Yüzlerce nedeni olabilir.

P: Güzel. Çok etmenlidir?

Evet.

P: Nedeni ne olursa olsun, sana, karaciğer doktoruna getirilen bir sorundur.

Doğru.

P: Tamam. Şimdi gelelim eşcinselliğe…

Nasıl bağlayacaksın çok merak ediyorum.

P: Şimdi karaciğer yetmezliği diye tarif ettiğin durum, bugün sorun ise yarın değilse? Tamircisin, sana dün filanca sorundan getirilen arabalar, artık getirilmiyor. Kimse artık şikayet etmiyor o sorundan.

Ama, karaciğer yetmezliğinin tarifi değişmiyor ki?

P: Sen tarifini neye göre yapmıştın, en başında? Karaciğerde mi yapmıştın, kişinin yaşadığı sorunlarda mı?

Kişinin yaşadığı sorunlarda yaptık. Sarılık, şişen karın, kan tükürme.

P: Tamam. Demek ki, sorunu en başında karaciğerde yapmadın, şikayet edene göre sorunu tespit ettin, ve karaciğere ulaştın.

Evet.

P: Peki ya karaciğere ulaşamasaydın? Sorunu sana getirenler de aniden ortadan kaybolsaydı?

Anladım.

P: Gerçekten anladın mı?

Evet. Önce sorun olarak tarif edilen durumun nedenleri daha organda tespit edilemeden toplumsal olarak sorun olmaktan çıkarsa ne olur?

P: Evet! Anlamışsın. Psikiyatrinin eşcinsellikle ilgili macerası budur.

Peki bilimsel bilgi ne olacak? Oradan kaçışınız yok.

P: Eşcinsellik hiçbir zaman bilimsel bir soru değildi ki?

Ya neydi?

P: Toplumsal bir soruydu. Daha doğrusu, bir beyin doktoru için bilimsel olarak olgunlaşmamış, yapay bir soruydu. Eşcinseller kendilerinde sorun olmadığına toplumu ikna ettiler diyelim.

Psikiyatristleri de kurtardılar diyorsun…

P: Aynen öyle oldu…

Ulaş M. Çamsarı – Rochester, Minnesota, ABD – 16 Mart 2018

 

2 Comments

 Add your comment
  1. The technic reminds me Soktates! Tebrikler!

  2. Merhaba Ulaş abi, son zamanlardaki yazılarınızın anlatım tarzı; yakında bir kitap çıkacak diye haber veriyor sanki:)

Leave a Comment

Your email address will not be published.