Müziğin sırrı çözülebilir mi?

 

Müzik beyinde nasıl ilerliyor?

Müziği oluşturan seslerin beyindeki yolculuğu, kulak kepçesinden içeriye girdikten hemen sonra başlar. Kulaktan içeriye giren ses dalgaları dış kulakta kısa bir süre seyahat ettikten sonra, orta kulakta bulunan kulak zarı ve kulak kemikleri aracılığıyla işitme sinirini (8. numaralı kranyal sinir = nervus vestibulocochlearis) kullanarak sinir uyarılarına dönüşür. Ses dalgasını yolculuğu orada bitmiştir ve ses artık nöronların anladığı dile tercüme edilmiştir. Tercüme edilmiş sinir uyarıları içkulakta bulunan koklea epitelyal hücrelerine (hair cells) taşınır ve buradan medullaya geçer. Sinir uyarıları, işitsel medullada bulunan dorsal ve ventral çekirdekler (kalp hızını düzenleyici çekirdekler = cardioregulatory nuclei) aracılığıyla orta beyindeki (midbrain) inferior kolliküle taşınır buradan thalamus bölgesindeki medyal genikulat cisme doğru  devam ederler. Uyarılar, thalamusa ulaştıktan sonra buradan beynin temporal lobunun işitsel korteks tabakasına ulaşır. İşitsel korteks sesin sinir uyarılarına dönüşmüş halinin değerlendirildiği beyindeki en üst merkezdir. Müziğin birey tarafından anlaşıldığı ve değerlendirildiği ilk an burada başlar ama yolculuk burada bitmeyecektir. İşitsel kortekse ulaşan uyarılar bir taraftan birey tarafından değerlendirilirken bir taraftan değişik bağlantılar yapmaya devam ederler. İşitsel korteksten amigdala çekirdek grubunun dış kısmı (lateral) aracılığıyla medulla’ya kardiyak düzenleyici çekirdeklere (cardioregulatory nuclei) doğru geridönerler. Aynı uyarılarin amigdalanın basolateral ve sentromedyal çekirdekleri aracılığıyla hipotalamusa ulaşarak değişik salgıların (örneğin kortizol) düzenlenmesine etki edebildiği bilinmektedir.

 

Müzik beyindeki yolculuğu sırasında ne gibi etkilere yol açabilir, bu konuda nasıl spekülasyonlar yapabiliriz?

Müziğin (ses dalgalarının) beyinde yürüdüğü yollara bakılarak kalp hızını, kan basıncını ve buna bağlı olarak kişinin kaygı (anksiyete) seviyesini etkileyebildiğini ileri sürmek mümkündür. Bu düzenlemelerin tam olarak nasıl yapıldığını açıklayacak yeterli derecede veri yoktur. Ancak bu değerlendirmeler sadece ses dalgalarının işitsel kortekse, diğer deyişle, beynin müziği “okuduğu” alana ulaşana dek geçtiği yollarda yaptığı düşünülen etkilerdir. Müziğin işitsel kortekste “okunmasından” sonra bilinen devam yolları dışında, ne gibi ileri uyarılar verdiği ve uyarıların bireyden bireye nasıl değişiklik göstereceği konusu bir sırdır. Müziğin “anlamlandırıldığı” andan itibaren her bireydeki anlamlanma sürecine gore, beyin korteksinde diğer alanlardan bilgi çağıracağı (anılar), duyu merkezlerinden daha once alınmış verilere ulaşabileceği (müziğin daha once dinlendiği anda kaydedilen tatlar, kokular, duyular) düşünülürse eğer, her bireyin beyninde aynı müziğin tam olarak ne yaptığını genelgeçer nörofizyolojik bir mekanizma ile açıklamak mevcut bilimsel bilgiler ışığında mümkün değildir.

Müzik bağımlılık yapabilir mi, bu konuda fikir yürütebilir miyiz?

Müziğin nöral verilere dönüştükten sonra işitsel kortekse kadar ulaştığı yollarda bağımlılık yolağı olarak bilinen nucleus accumbens, ventral tegmenal alan sistemi ile direk ilişki kurduğuna dair bilimsel bir veri yoktur. Ancak daha önce açıklandığı üzere, müziğin oluşturduğu sinirsel verinin işitsel kortekse değerlendirildikten sonra çok karmaşık başka bir değerlendirmeye tabi tutulduğu ve bireyden bireye sınırsız bir çeşitlilik göstereceği tahmin edilebilir. Eğer işitsel korteks, okuduğu bu veriyi “motive bir davranışa” dönüştürmenin bir sinirsel yolağını oluşturabilirse (nucleus accumbens -ventral tegmental alan yolağında nörotransmitter salınımına ulaşabilirse) o halde,  oluşacak motive davranış , desteklenebilir (reinforced) bir hale gelebilir. Fizyolojik bağımlılık olarak adlandırılan sendromların bilinenlerinin tamamı (alkol, uyuşturucu ve ilaç bağımlılığı) beyinde nucleus accumbens-ventral tegmental sistemi kullanarak bağımlılık sendromunu ortaya çıkarır ve bunun devamı için gerekli motive davranışlara yol açarlar. Müziksel verinin, beyin tarafından okunduktan sonra bu özel alana sinirsel yolla ulaşabilen ve geribildirim alabilen bir sinirsel, döngü oluşturabildiğine dair bilimsel bir veri yoktur.

Müzik parçalarındaki “zirve peryotları” nelerdir?

Bu konuda şu şekilde varsayımlar yapmamız mümkün olabilir : İnsanların müzik dinleme biçimleri incelendiğinde görülecektir ki, bir müzik parçasının her anı eşit derecede keyifli uyarıya yol açmaz. Müzik parçasının bazı kısımları özellikle beğenilir ve yeniden dinlendiğinde o kısımlar beklenir. Bu “zirve peryotları” parçanın çoğunluğunu oluşturuyorsa o parçayı severiz ve yeniden dinlemek isteriz. Bu zirve peryotları çok uzun bir parçanın ortasına saklanmışsa aynı derecede istekle dinlemeyebiliriz ya da o kısmına ulaşmak için ileri sarabiliriz. Eğer bu zirve peryotlarından hiç yoksa, diğer deyişle, keyif verici müziksel veri parçanın hiçbir yerinde yoksa, o halde bu parçayı genellikle bir daha dinlemek istemeyiz. Müziğin insan beyninde yol açtığı karmaşık etkilerin (özellikle işitsel korteks tarafından okunduktan sonrakiler) sırrı bu “zirve” noktalarındadır. Kimi zaman bize güzel bir anıyı hatırlattığı için, kimi zaman sevdiğimiz bir tadı aklımıza getirdiği için, kimi zaman ise sadece zirve peryodunun işitsel korteksteki tercümesinin bize verdiği anlık keyif nedeniyle bazen parçaları dinlerken bu zirve noktaları hiç bitmesin isteriz. Zirve anlarının her bireyde sınırsız derecede çeşitlilik gösterebilmesi de bu zirve anlarının işitsel korteks tarafından “okunmasından” sonra oluşabildiğini desteklemektedir, şayet müziksel verinin daha once açıklandığı üzere, kulaktan girdikten sonra işitsel kortekse kadar aldığı yol tüm insanlarda benzerdir, ama her müziksel verinin “anlamlandırılması” sürecinden sonra olup bitenler sırrını korumaktadır.

Bu zirve peryotları sırasında yaşanan çok kısa süren “keyif” anının nasıl oluştuğu ve bu süreçte beyindeki bağımlılık merkezi olarak bilinen nucleus accumbens, ventral tegmental alan yolağında herhangi bir etkinlik olup olmadığı bilinmemektedir.


Dr.Ulaş Mehmet Çamsarı – 21 Ocak 2012 – North Bethesda, Maryland, ABD

 

4 Comments

 Add your comment
  1. Prof. Dr. Yıldız Akvardar

    Teşekkürler, yazılarınızı okuyacağım. Piyanoyu seven oğluma da önereceğim.
    İyi çalışmalar

  2. Oğlum,

    Müzikle ilgili yazını büyük bir dikkatle okudum.Sanırım bu konuda daha önce başlamış olduğun hayvan deneylerini devam ettirerek çok önemli bir yol açmış olursun. Kutlarım.

    Prof.Dr.Taner Çamsarı

  3. Elinize sağlık çok güzel ve akıllıca, farklı bir yazı. Araştırılacak çok şey var…

  4. Merhaba hocam,
    İstanbul Tıp Fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim.
    sinirbilim (neuroscience)’ karşı özel ilgim var, ve bu alandaki çalışmaları takip etmeye çalışıyorum. 2 sınıf süresince, Kan-Beyin Bariyeri ve Epilepsi Lab ında çalıştım ve şu anda da fizyolojide EEG çalışmalarına katılıyorum.
    Müziği seviyorum ve Keman çalıyorum. Doğal olarak, müzik ve sinirbilim beni çok heyecanlandıran bir alan oluyor!
    Sizin de bu alanla ilgilendiğinizi öğrenince çok mutlu oldum!
    Ayrıca şu an usmle ye girmeyi düşünüyorum.
    Hocam, öğrenciyken ve devamında bu alanla (music-neuroscience)ilgilenmek istiyorum ve bu alandaki çalışmaların içinde bulunmak istiyorum.
    sizin öneri ve tavsiyeleriniz nelerdir..? (yurtdışında staj, araştırma, observer vs…)
    yardımcı olabilir misiniz?

    selam ve sevgilerle,

    Fatih Sağ

    İstanbul Üniversitesi,
    İstanbul Tıp Fakültesi,

Leave a Comment

Your email address will not be published.

1 Trackback

  1. Müziğin sırrı çözülebilir mi? Dr.Ulaş Mehmet Çamsarı | www.asistanhekim.org (Pingback)